bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan

bursa escort - escort bursa - bayan escort - escort bayan

bursa escort - bursa escort - bursa escort - escort bursa - escort bursa -
izmit escort şişli escort istanbul escort anadolu yakası escort bayan
Bugun...


Lokman Tekin

facebook-paylas
İŞTE BİR SABAH
Tarih: 08-10-2021 12:41:00 Güncelleme: 08-10-2021 12:41:00


    İnsan…

                 Nazlı bir gelin gibi saklar tutkularını.

                Uzaktır özlemleri.

                 Hep uzak…

                Ama yakındır, en yüksek ufukların yaşam dolu tutkusuna…

 

                 Bir bebek düşünün. Onlarca kez yürümek için ayağa kalkıp düşen bir bebek. Düştükçe sevdası artan, sevdası arttıkça kendini var etme mücadelesi çoğalan bir bebek. Her düştüğünde, yeniden yaşamaya selam sunan bir bebek. Onlarca denemeden sonra birkaç saniye ayakta kalmayı başardığında başı dik, alnı açık ve göğsünü kabartarak duran bir bebek. 

               Zafer kazanmış bir komutan gibi…

               Yenilmez bir azmin doruğuna tırmanan türkü bakışlı çocuklar gibi…

               Böyle bir bebek gibi büyür insan 

               Yıllarca kendi iç dünyasında, kendi halinde kalır. O nazlı bir çocukken, bütün dünyada her gün baş döndürücü bir hızla her şey değişir.

               Hep “bir gün elbet” der, durur.

               …Ve o bir gün gelir. Hani eski Türk sinemalarında, aktör İstanbul’a gittiğinde ezilir ya, ezildikçe o büyük şehre meydan okur. “Bir gün ben seni yeneceğim” diye söylenip durur. İşte böyle bir yemindir insanınkisi de.

                Dünya tarihinin eskimiş o tarih sayfalarına girmeyi başaran, sesini uzayın derinliklerinden duyurmayı başaran, bir çocuk özlemiyle yumruğunu sıkıp gökyüzüne kaldırmayı başaran, siyaset ve kültür kitaplarının önsüzünde bulunmayı başaran o en güzel toprağa, gökkuşağının en güzel rengine, Van’a ve Vanlı’ya, tarihin uzun soluğuyla sıcak bir merhaba…

                Ne güzel! 

                Hepimiz biliyoruz ki, bir zamanalar burada yaşadığımızı söylediğimiz için dışlandık, horlandık ve yalnız bırakıldık. Bir zamanlar burada yaşadığımızı söylediğimiz için umutlarımız ve cesaretimiz kırılmaya çalışıldı. Ama ne olursa olsun, burada yaşadığımızı hep gururla söyledik ve buradan bütün evrenle kucaklaştık. Ancak evrenle her kucaklaşmaya çalıştığımızda, gönül köprülerimiz yıkıldı ve bağlarımız koparıldı. 

               Düşünmemiz engellendi. Tartışamadık. Kendimizi ifade edemedik. Ancak şimdi bütün dünya biliyor bizleri. Bütün evren adeta avuçlarımızdadır bizim. Bu yüzden şimdi sesimiz her zamankinden çok daha gür çıkmalı.

               Hepimiz biliyoruz ki, yeryüzünde bizim kadar kendini ifade etmeye susayan hiç kimse yoktur. Bu yüzden sesimizi, tarihin taa derinliklerinden bütün evrene haykırmamız gerekir.

               Dönem uyanma dönemidir. Bu yüzden, bir birey olarak elimizden gelenin en mükemmelini yapmak için çırpınmalı ve yeni dönemlere çığır açmalıyız.  

               Unutmamız gerekir ki Van’da yaşamak, her şeyden önce geleceğe sevdalanmaktır. Şartlar ne olursa olsun, yaşamaya olan bağlılığını ve umudunu yitirmemektir. Çünkü Van’da yaşamak sevdayı kavgayla, kavgayı da sevdayla kuşanabilmektir.

               Hepimiz elbirliğiyle topraklarımızı ve göğümüzü daha da güzelleştirebiliriz. Irk, cinsiyet, aşiret, kabile, köy, kasaba, mahalle ayırımı yapmadan, omuz omuza vermeyi ihmal etmemeliyiz. 

               Unutmamamız gerekir ki, bizler güzelleştikçe kentimiz de güzelleşecektir.

               Kendisini ve toplumunu güzelleştirecek olan bütün yürekli insanıma selam olsun.

                …Ve gidenler. 

                “O güzel atlara” binip, uzaklara göçenler, selam olsun. 

               Unutmayın, en güzel sabahta buluşacağız, yeni sabahta buluşacağız, yine sabahta buluşacağız.

               Hep derdik ya “ah güneş bir doğsun da…” O zaman neler yapacağımızı konuşur dururduk. Şimdi bütün inancım ve irademle sesleniyorum güneşe. Van’ın Tamara kokan yüreğinden en güzel çiçeği koparıp uzatıyorum, güneşin en güzel umuduna. Artos’un en yüksek zirvesinden açtım kollarımı ve usulca rüzgara bırakıyorum saçlarımı. 

               En gür sesimle haykırıyorum bütün insanlık adına;

               İşte o sabah!…

 



Bu yazı 420 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI